Get Adobe Flash player

 

Rahmet Deryasından Sayfa 256              Halıcıoğlu Camii, 07.05.1986

 

Allah (c.c) Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) yüzü suyu hürmetine cümlemizi, Kur’an’a uyup, ona göre hareket edenlerden eylesin.

İnsan Allah celle korkusu ve insanlık duygusu ile hareket ederse, çıktığı yol cennettir.

Zamanın padişahı, ulemaları toplayıp, kendisinin cennet veya cehennemlik mi olduğunu sormuş. Ulema bilememiş, ulemalardan birinin talebesi olan İmam-ı Şafi Hz. Huzura çıkıyor. Evvela padişahı tahtından indiriyor. “Çünkü, siz sual soruyorsunuz, ben cevap vereceğim, makam (taht) ulemanındır” diyor. Tahta oturduktan sonra, soruyu dinliyor. İmam-ı Şafi Hazretleri padişaha, o günkü ameline göre, cennetlik olduğunu söylüyor.

Amellerin başı; namaz, namaz, namaz, namaz. Herkese namaz, hep namaz.

Çocuklarınıza öğreteceğiniz ilk kelime, Allah celle, Hu.

Kovucuların bile midelerine göre rızık hazırlayan ulu Allah’ım hiç kimseyi yoklukla korkutma, terbiye etme, merhameti İlahiyene erenlerden eyle.

Allah celle buyurdular ki; “Bana yalvarırken, merhametlilerin merhametlisi Sen’sin de Ya Nebiyyül Ahmet”. 

Hamdolsun Rabbimiz bizi seçmiş ki, dünyamızı gözümüz görmeden camilere geldik. Bu dünyada rahatlık Allah’a olan bağlılığına bağlıdır.

Allah celle bizi Hak sevgisi, Hak arzusu olan kullarından eylesin. Amin…

Rahmet Deryasından Sayfa 417

 

Ruhi Pak Hz. Muhammed Mustafa ra Salavat,

İsmi Pak Hz. Muhammed Mustafa ra Salavat,

Cismi Pak Hz. Muhammed Mustafa ra Salavat,

Buyurun hep beraber, Bismillahirrahmanirrahim, Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa vema beynehüm minnebiyyine vel mürselin, selavatullahi ve selamühü aleyhim ecmain.

Hak celle ve ala Hz. Mevla’larının kendilerine ihsan buyurdukları maddi, manevi nimetleri, daima göz önünde tutarak şükreden, hamdeden, Allah celleye yakın olan kullarından eyleye. Amin. Amin. Amin…

Bir ayeti celilede Rabbimiz celle buyuruyor ki: “Eğer şükrederseniz nimetlerime, Ben de ziyade ederim onları size.” Hamdolsun, Allah’ım bizi getirdi camiye, nasip etti Kur’an dinlemeye, dedin mi çıkarken. O’da der ki sana: “Ben seni Kabe’ye götürürüm ey kulum, Ben seni Hz. Fatıma’nın yanına da oturturum, Ben seni Firdevsi ala saraylarının sultanı da yaparım ey kulum, falan zaman, filan vakit sana gelecek musibetleri de geri çeviririm. Sana gelecek korkuları da geriye atarım.”

Artık kendi bilir, O bizi biliyor ya. Bu sözü de söyle ara ara  “Rabbim biliyor” de. Alem istediği kadar havlasın, havlayanlar, Rabbim biliyor ya desen yeter. Öyle dedi İbrahim Peygamber. “Rabbim biliyor ya” dedi. Cenabı Hak ateşi söndürüverdi. “Benim ateşe düştüğümü O biliyor ya” dedi. Cebrail (a.s)’da “Seni ateşe atıyorlar, ateşe gidiyorsun, yardım edeyim mi?” dedi. “Yardım isterim ama senden değil” dedi. Tekrar tam ateşe yaklaştığı zaman Cebrail (a.s) “Rabbine de söylemiyorsun” dedi. İbrahim Peygamber;”O beni biliyor, O’nun beni bilmesi yeterli” dedi. Cenabı Hak da söndürüverdi ateşi, nelere Kadir değil Mevla. Bu Muratpaşa Camii’sinde bizi huzuruna kabul eden Allah (c.c) elbet bize bir şeyler verecek. Bana hiçbir şeyler vermese, bundan sonra bir şey vermese, bugüne kadar verdikleri yeter de artar. Hiçbir şey olmasa sizin gibi kıymetli Müslümanların, yürekleri kopanların, gözleri yaşaranların, Allah (c.c) demeleri yeter. Ben size şeker mi dağıtacağım şimdi. Geldim de sevindiniz, hoca geldi diye. Hocanız gelmezse diye üzülüyordunuz, bu üzüntü işte iman iman. Biliyorum ki ben gelemezsem, öldü deseler, hepiniz okuyacaksınız Fatihalar yaa.. Bir gün Üsküdar tarafında gidiyorum da, birisi koluma yapıştı yolda, baktı bana dikkatlice: “Sen Gönenli Hoca mısın” dedi. “Öyle diyorlar” dedim. “Ben senin Yasin’ini okudum” dedi. Benim öldüğümü haber almışta Yasin okumuş bana. “Ben sana Yasin okudum hoca efendi” dedi. Yetmez mi?.. Yetişmez mi bize Allah’ımız. Koşturmuş bizi fermanını dinletmeye, fermanını okutmaya. Herkesi, her yere alıyor mu? Yağma yok.

Kerem kıl ey ulu mabud, kapından eyleme mahrum

Bizi lütfunla et mesut, aman Allah’ım aman

Bab-ı lütfunla et mesut, hangi kapıya varalım

Merhamet eyle İlahi, biz kime yalvaralım

Merhametle bakmıyor kimse, benim feryadıma

Yok mudur merhem acep, yüreğimin yarasına?.

Mağfiret deryasına daldım, yetiş imdadıma

 

 

Rahmet Deryasından Sayfa 374-375                        Emir Buhari Camii, 25.02.1982

 

Allah (c.c) Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) yüzü suyu hürmetine cümlemizi, Peygamber sabrı gibi sabrı olan, sabreden, selamete eren kullarından eylesin.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e tabi olalım, hiç değilse su içerken Peygambere benzeyelim, üç kerede içelim, zenginliğimiz olsun. Her sözümüzde, her lafta Allah’ımızı analım, geldiniz mi diyenlere, “Rabbim getirdi”, arada insanlar var ise de, ona da “Rabbim verdirdi” diyebilelim. Allah celle cümlemizi, pişmiş aşa su katmaktan korusun. Hak celle, “Görüyorum kulumun işini” buyuruyor. Huysuz insanların arasına düşen birine, bunların içine niye geldin diye soranlara “Allah (c.c) beni onlara hediye olarak vermiştir, bu eve gelmem Allah’tandır” diye cevap vermiş.


Allah celle cümlemizi merhameti İlahisine eren, merhametli kullarından eylesin, merhametlilerle karşılaştırsın. Allah celle Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e; “Ya Habibim Ahmet merhametlilerin merhametlisi Sen’sin de, Bana öyle sığın, yalvar” buyurmuştur.


Zerre kadar imanı var, kederlenmez, çünkü Rabbi’sine güvenmiştir. Allah celle gönül ferahı ile Allah’ına güvenen, sığınan kullarından eylesin. Hamdolsun Allah’ımıza bizi sevmiş, gelecek günlerin sevinci içimizde. Bu güzel düşüncelerle sonuna kadar ömrümüzü rahat geçirmek nasip et Ya Rab.


Bu dünyanın rahatlığı Allah’a sığınmamızladır. Hak sevgisi, korkusu ile yaşıyoruz, Peygamber mahallesinde, nur saraylarında.

Bu yolda yürüyenlerin ayakları cennetliktir. Hak getirmezse, bir adım atılmaz. Çeşitli vesilelerle ziyaret ediyoruz, anayı, babayı, kabirleri, camilerimizi.


Ya Rab Kabe’yi inşa ettirdiğin zaman “Çağır kullarımı!” buyurmuşsun. “sesler geldi lebbeyk lebbeyk!” diye, Allah’ımız; “Ruhlar duydu geldiler” buyurdu. Hak celle cümlemizi Allah’ına inanan, O’nun arzusunu arayan, O’nun emrini yerine getiren kullarından eylesin. Amin…

 

GÖNENLİ MEHMET EFENDİ HAZRETLERİ:

1903 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlk öğrenimini tamamladıktan sonra 1920′li yıllarda İstanbul’a gelen Gönenli Mehmet Efendi Serezli Ahmet Şükrü Efendi’den ders almıştır. Hıfzını ve tashih-i huruf derslerini tamamladıktan sonra, kıraat ilmini de aynı hocada okuyarak 1925 yılında icazet aldı.

Daha sonra 1927 yılında imam hatip mektebinden mezun oldu. 1930 yılında Gönen Merkez Camii imam hatibi olarak hizmetine başladı. Üç yıl sonra vatani görevini yapmak üzere görevinden ayrılarak İstanbul’a gelen Gönenli Mehmet Efendi askerliğini yedek subay olarak yapmıştır. Askerliğinden sonra bir daha memleketine dönmeyip, görevine İstanbul’da devam etmiştir. İstanbul’da sırasıyla Hacı Bayram Kaftani, Dülgerzade, Hacı Hasan, Sultan Ahmet Camii imam hatipliklerinde bulundu. En uzun süre Sultan Ahmet Camii imam hatipliklerinde bulundu. (1954-1982) Gönenli Mehmet Efendi Türkiye’nin uzun yıllar Reisul Kurra’sıydı. Reisul Kurra, yani Kur’an-ı yedi kıraat ve on rivayet üzerine okuyan icazet almış üstat hafızların duayeni, eğitimi sürdüren en tecrubeli üstadı.

Okumak için Anadolu’dan gelen fakir ve kimsesiz öğrencilerin İstanbul’da yerleştikleri ve destek buldukları ilk kapı Gönenli Mehmet Efendi’nin kanatlarıydı. İstanbul’un hemen hemen her semtindeki camii ve kurslarda okuyan öğrencilerin ekmeklerini yiyecek içecek ve giysilerini Gönenli Mehmet Efendi temin eder ve talebelerin ceplerine harçlıklarını koyarak öğrenim masraflarını karşılardı. O öyle bir hocaydı ki talebelerinin kirlenmiş giysilerini yıkanmak üzere evine getiriyordu. Eşi Valide Sultan, talebelerin kirli giysilerini o dönemdeki şartlar yüzünden elinde yıkamak zorunda kalıyordu. Hakk’ın rızasının halka hizmet etmekle kazanılacağına inan Gönenli Mehmet Efendi insanları ferahlatan üslubuyla büyük kitleleri camilere çekmeyi başarmıştır. İnsanların kendisine gelmesini beklemez, o onların mekanına giderdi. Aynen ümmetine olan sevgisi ve merhameti her şeyin üzerine çıkmış Resulallah S.A.V Efendimiz gibi o da talebelerin, dulların, yetimlerin köprü altında kalmış gariplerin yolcuların hatta turistlerin şefkatli hocasıydı.

Düşünceleri ve kişiliğiyle bir ekol olan Gönenli Mehmet Efendi, sayısı haftada altmışı geçen vaazlarında az ve tesili söz söylerdi. Kuran’ı okumak, okutmak, yaşamak ve yaşatmak için beldeden beldeye koşan Gönenli Mehmet Efendi Kur’an meclislerinin en önemli simasıydı. Fakir ve muhtaçlara yönelik hizmetlerini Kızılay, Yeşilay gibi hayır kurumlarında da sürdürmüş olan bu vakıf insanı kimseden bir şey talep etmeyip, kendisine verileni de halka ve öğrencilere dağıttı. Gönenli Mehmet Efendi hakkında onu tanıyan herkesin yaptığı ortak yorum şudur: “Gönenli Hoca mı? Onun gibisi bir daha zor gelir.” Kısacası Gönenli Hoca insanların kalbinde, klasik bir din adamından çok daha büyük, çok daha anlamlı bir yer edinmiştir. Gönenli Mehmet Efendi “Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” Hadis-i Şerifini hayatında en güzel bir şekilde uygulamıştır. O, “yükte hafif, sevapta ağır olanları götürmeye çalışacağız” diyerek insanları dinin emirlerini yerine getirmeye teşvik ederdi. 

Kendisi çok zeki bir insandı. Bir kez gördüğü bir insanı 40 yıl sonra görse tanırdı. Eğitime, özellikle anneliğin sorumluluğunu da düşünerek hanımların eğitimine büyük önem verirdi. 90 yaşında, iki taraftan koluna girilmiş güçlükle yürüyen bir insan düşünün. Eşi kedisine soruyor: “Artık sohbet vermek için camii camii dolaşıp yorulmasanız.” Şu cevabı alıyor; “Belki cemaatime söylemeyi unuttuğum bir şey kalmıştır.” Gönenli Mehmet Efendi kişisel görünümüyle de çok farlı bir portre çizmekteydi. Tertemiz, düzgün giyimli, sempatik ve insanları kendine çeken bir alimdi. Elinde çantası, bütün insanlara tebessüm dağıtan yüzüyle Gönenli Mehmet Efendi yakın dostu zamanın alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin deyişiyle; “Kahraman Mehmetçik ”

Gönenli Mehmet Efendi bereketli ve verimli bir ömür sürmüştür. Yüzyılın en büyük cenazelerinden biri onun Fatih camiinde, yurdun her yanından ve yurtdışından onbinlerce kişinin büyük alimlerin katıldığı cenazesiydi. Sade bir hayat süren Gönenli Mehmet Efendi muhteşem bir topluluk ve törenle Hakk’a uğurlanmıştır. 2 Ocak 1991 yılında Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Yeni Sayfa 1
Uye Girişi




Ocak 2017
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
Reklam alanı